Prostat Kanseri Risk Faktörleri

Prostat kanseri için yerleşmiş ve tanımlanmış olan risk faktörleri; yaş, aile öyküsü ve ırk’ tır. Yaş prostat kanserinde bilinen en güçlü risk faktörüdür.

prostat-kanseri02 

Aile Öyküsü ve Genetik Faktörler

Prostat kanserinin ailesel ve genetik yanı bulunduğuna dair çok sayıda çalışma ve delil mevcuttur. Tek yumurta ikizlerinde genetik geçişin olduğu ve ailesinde prostat kanseri görülen kişilerde prostat kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda ailesinde prostat kanserine yakalanan kişi sayısı, yakınlık derecesi ve bu kişilerin prostat kanserine yakalandığı yaş ne kadar erken ise risk o kadar artmaktadır.

prostat-kanseri03

Örneğin, babası veya kardeşi prostat kanseri olan bir kişinin prostat kanserine yakalanma riski normalin iki katına çıkmaktadır. Ailede birden fazla kişide prostat kanseri var ise bu risk daha da artmakta, özellikle ailede prostat kanserine yakalanan kişilerin yaşı ne kadar genç ise risk oldukça yükselmektedir. Eğer aileden prostat kanserine yakalanan kişinin yaşı 55’in altında ise risk anlamlı şekilde artmaktadır.

Prostat kanseri vakalarının yaklaşık % 5-10unudan genetik geçiş sorumludur. Bazı genlerin prostat kanseri oluşması ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bunlardan bir tanesi; herediter prostat kanseri gen 1’dir (HPCG).

 

 

 


Çevresel ve Dış Faktörler

Beslenme

Çevresel ve dış faktörlerin prostat kanseri oluşumunu etkilediği bilinmektedir.

Prostat kanseri oluşumunda beslenmenin rolü tartışmalıdır. Kırmızı etten ve yağdan zengin beslenenlerde, ayrıca sebze ve meyveden fakir beslenenlerde prostat kanseri biraz daha sık görülmektedir. Öte yandan bazı yiyeceklerin prostat kanseri gelişme riskini azalttığı öne sürülmektedir. Domates (rendelenmiş veya pişirilmiş ), karpuz, kırmızı greyfurt gibi likopenden zengin besinlerin prostat kanseri oluşumunu azalttığı öne sürülmektedir.

prostat-kanseri04prostat-kanseri05

Irk

Irk prostat kanserinde belirlenmiş bir risk faktörüdür. Amerikalı Siyah ırk ‘ta prostat kanseri gelişme riski, beyaz ırka oranla 1.6 kat ve ölüm oranı ise 2.5 kat daha fazladır. Dünyada prostat kanserinin en sık görüldüğü ırk Amerikalı siyah ırk ve Jamaikalılardır. Asya’da ve Güney Amerika’da görülme sıklığı dünyanın diğer bölgelerine oranla daha azdır. Asya kökenli olup Amerika’da yaşayan kişilerde hastalığın görülme oranı beyaz ırka göre daha düşük ancak Asya’da yaşayan akrabalarına göre daha yüksektir. Bu bulgular da prostat kanserinde çevre ve beslenme gibi faktörlerin prostat kanserini arttırabildiğini göstermektedir.

Androjenler (Erkeklik hormonları)

Androjenler prostatın gelişmesini ve olgunlaşmasını etkilemektedirler, bunu prostatın epitel hücrelerinin çoğalması ve farklılaşmasını sağlayarak yapmaktadırlar. Prostatın bazı kilit gelişme ve farklılaşma dönemlerinde prostatın androjenlere maruz kalmasının prostat kanserini oluşmasında rol oynadığına dair çalışmalar mevcuttur.

Yüksek seviyedeki erkeklik hormonunun prostat kanseri oluşumu açısından bir risk faktörü olduğu hep öne sürülmüştür. Ancak yapılan çalışmalarda, testesteron, dihidrotestesteron gibi erkek hormonlarının kan seviyelerinin yüksek olması ile prostat kanseri oluşumu arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır.

Vitamin D ve Kalsiyum

İnsanlarda vitamin D hem diyetle, hem de güneş ışığının etkisiyle deride sentez edilmektedir. D vitamininin prostat kanseri ile olan ilişkisi yapılan bir çok çalışmaya dayanmaktadır;

  1. 1.Güneş ışığına daha az maruz kalan kuzey ülkelerinde prostat kanserinden ölüm oranları daha yüksektir.
  2. 2.Prostat kanseri, D-vit yapımının azaldığı ileri yaş gurubunda daha sık olarak gözükmektedir.
  3. 3.Siyahi ırkta, derideki melatoninin güneş ışığını ve dolaysıd vitamini sentezini bloke etmektedir. Siyahi ırkta prostat kanseri ve prostat kanserinden ölüm oranları oldukça yüksektir.
  4. 4.Diyette kalsiyumdan zengin beslenenlerde; kalsiyum, kandaki d vitamini seviyesini düşürmekte ve bu kişilerde prostat kanseri riski yüksek oranda gözükmektedir.
  5. 5.Japonlar, d vitamininden oldukça zengin olan balığı bol miktarda tüketmektedirler. Japonya’da prostat kanseri görülme oranı oldukça düşüktür.

Bütün bunlara ek olarak, yapılan çalışmalarda d vitamininin prostat kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği öne sürülmektedir.

prostat-kanseri06

Etyoloji ve Moleküler Genetik

Prostat kanseri bir çok tümörün aksine kendine has özellikleri olan bir kanser türüdür. Prostat kanseri iki ayrı formda görülebilmektedir;

1. Histolojik veya klinik olarak gizli form (latent form); 50 yaşının üzerindeki erkeklerin %30’unda, 80 yaşının üzerindeki kişilerin ise %60-70’inde saptanabilmektedir.

2. Klinik olarak belirgin form: Her 6 erkekten biri yakalanmaktadır.

Latent form’ un görülme sıklığının bütün dünyada ve tüm ırklarda aynı olduğu düşünülmektedir. Ancak klinik olarak belirgin form’ un görülme sıklığı ülkeden ülkeye ve ırklar arasında belirgin biçimde değişiklik göstermektedir.

Latent form ile klinik form arasındaki ilişki tam olarak bilinmemekte ancak birtakım moleküler olayların neticesinde bazı latent formların ilerleme gösterdiği ve klinik forma dönüştüğü bilinmektedir.

prostat-kanseri07

Androjenlerin Etkisi

Androjenler (erkeklik hormonları) prostat kanserinin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Prostatı etkileyen en önemli erkeklik hormonu dihidrotestesteron (DHT)’ dur. Bu hormon 5 alfa redüktaz enzimi ile testesterondan elde edilmektedir.