Prostat Kanseri

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen iç organ kanseri ve tüm dünyada en sık görülen ikinci kanser türüdür. Yaklaşık olarak her 6 erkekten birinin prostat kanserine yakalanacağı ve her 38 erkekten birinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Tüm dünyada her yıl 899.000 yeni prostat kanseri saptanmakta ve 258.000 kişi prostat kanseri nedeniyle kaybedilmektedir. 2030’lu yıllara gelindiğinde ise yılda 1.700.000 yeni prostat kanseri vakası görüleceği ve 499.000 hastanın prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybedeceği öngörülmektedir. Ancak PSA (prostat spesifik antijen) testi ile prostat kanserinin erken tanısı olasıdır.

Prostat, Prostat Kanseri ve Prostat Anatomisi

 

Prostat kanseri teşhisi

Prostat kanseri genellikle ileri evrelere kadar belirti vermeyebilir. Çoğu zaman, kandan bakılan PSA testindeki yükselmeyle veya Rektal muayene ile saptanıyor. Rektal muayenede ürolog prostatın dış yüzeyinde tümör açısından şüpheli herhangi bir sertlik ya da düzensizlik olup olmadığını kontrol eder. Prostat kanseri teşhis edilen hastaların yüzde 25’inde PSA düzeyi normal sınırlarda olmasına rağmen teşhis parmakla muayenede saptanan sertlik ve düzensizlikle konulur. Bu nedenle 40 yaşından sonra her erkeğin yılda bir kez üroloji doktoruna gitmesi lazım.

 

PSA Testi

PSA erkeklerde prostat bezinden salınan ve spermin sıvılaşmasını sağlayan bir enzimdir. Esas olarak, prostatın kanallarını döşeyen ve içini oluşturan hücrelerden salgılanır. Psa büyük ölçüde prostata özgü bir enzimdir ancak çok düşük miktarlarda pankreas ve tükürük bezlerinden de salgılanır. PSA’ nın spermdeki konsantrasyonu kandaki seviyesinin milyon katı kadardır. Kanda yükselmesi prostat kanseri açısından önemlidir, ancak PSA yükselmesi sadece prostat kanserine özgü değildir. Prostatın iyi huylu büyümelerinde, prostat iltihaplarında da PSA yükselebilmektedir.

PSA hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

 

Prostat kanserinin belirtileri

Prostat kanseri oldukça sinsi seyredebilmektedir. Hastalık hiçbir belirti vermeyeceği gibi, hastalar; idrar yapma ile ilgili problemler, menide veya idrarda kan, ve sırt, bel, kalça ve uyluk ağrıları ile başvurabilirler. İdrar yapma ile ilgili problemler; idrar yapamama, idrar yapmaya başlama ya da durdurmada zorlanma, sık sık idrara çıkma, geceleri idrara çıkma, idrar akımında zayıflama, kesik kesik zorlanarak idrar yapma, ağrılı idrar yapma şeklinde olabilir. Bu belirtiler kanser dışı nedenlere (prostat büyümesi, enfeksiyon gibi) de bağlı olabilir. Prostat kanseri oldukça sinsi seyredebilir ve erken evrelerde hiç bir belirti vermeyebilir, bu yüzden oldukça sinsi seyredebilir. Amerika Birleşik Devletlerinde trafik kazasında ölen 40 yaşındaki kişilere yapılan otopsilerde prostat kanseri saptanmıştır.

 

Normal Prostat ve Kanserli Prostat Görüntüsü

 

Prostat kanseri risk faktörleri

Prostat kanseri için yerleşmiş ve tanımlanmış olan risk faktörleri; yaş, aile öyküsü ve ırk’ tır. Yaş prostat kanserinde bilinen en güçlü risk faktörüdür. Yaş ilerledikçe prostat kanserinin görülme sıklığı artmaktadır.

Prostat kanserinin ailesel ve genetik yanı bulunduğuna dair çok sayıda çalışma ve delil mevcuttur. Yapılan çalışmalarda ailesinde prostat kanserine yakalanan kişi sayısı, yakınlık derecesi ve bu kişilerin prostat kanserine yakalandığı yaş ne kadar erken ise risk o kadar artmaktadır. Örneğin, babası prostat kanseri olan bir kişinin prostat kanserine yakalanma riski normalin iki katına, kardeşi prostat kanseri ise normalin 3 katına çıkmaktadır. Aynı aile içinde hem kardeş hem de baba da prostat kanseri var ise risk 5 katına çıkmaktadır.

Prostat kanserinde aile hikayesi

Yapılan genetik çalışmalarda HOXB13 ve BRCA genlerinin prostat kanseri riskini arttırdığı saptanmıştır. BRCA1 geninin mutasyonu prostat kanseri riskini 2 katına çıkarmaktadır. BRCA2 gen mutasyonu ise, prostat kanserinin erken yaşta görülmesi, yüksek gleason skoru ve hastalığın kötü seyretme riskini 5 ila 7 kat arttırabilmektedir.

Yapılan çalışmalarda, prostat kanseri dünyada en sık Amerika’daki siyahı ırkta ve Jamaikalılarda görülmektedir. Asya kökenlilerde ise daha düşük oranlarda görülmektedir. Ancak Amerika da yaşayan Asya kökenlilerde , Asya da yaşayan akrabalarına göre daha yüksek oranlarda, yine Amerika’ya göç etmiş olan Japonlarda Japonya’da yaşayan akrabalarına kıyasla daha yüksek oranlarda prostat kanseri görülmektedir.

 

Prostat Kanseri ve Beslenme

Prostat Kanseri ve Beslenme

Prostat Kanseri ve Diyet

Diyetin prostat kanserinin oluşumundaki rolüne en önemli kanıt Amerika ya göç eden Japonlar ve Çinlilerde, anavatanlarında yaşayan akrabalarına oranla daha yüksek oranda prostat kanseri görülmesidir. Yapılan çalışmalarda artmış yağ tüketimi ile prostat kanserinin görülme sıklığı ve prostat kanserinden ölüm oranlarında artış saptanmıştır. Ancak artmış yağ tüketiminin prostat kanseri oluşumuna bir etkisinin olmadığı yönünde görüş bildiren çalışmalar da mevcuttur.

Prostat Kanseri ve Şişmanlık

Vücut Kitle indeksi arttıkça prostat kanseri daha yüksek oranlarda görülmektedir. Şişman kişilerde Psa seviyeleri düşmekte ve bununla beraber daha saldırgan ve ölümcül seyreden prostat kanserleri görülebilmektedir.

Prostat Kanseri ve Lycopene

Lycopene domates ve ürünlerinde bol miktarda bulunan ve güçlü antioksidan özelliği olan bir maddedir. Prostat kanseri riskini azalttığı öne sürülmektedir. Yapılan çalışmalarda fazla domates tüketenlerde az domates tüketenlere oranla prostat kanserinin %11 oranında daha az görüldüğü saptanmıştır.

Prostat Kanseri ve Soya

Soya fasulyesi bol miktarda bitkisel bir estrojen olan phytoestrojen içermektedir. Phytoestrogen 5 alfa redüktaz enzimini inhibe etmekte ve erkeklik hormonlarının (androjen) aktivitesini engellemektedir. Yüksek oranda soya tüketenlerde prostat kanseri riski azalmaktadır. Asyalılarda prostat kanserinin daha az görülmesini yüksek oranda soy tüketimine bağlanmaktadır.

Prostat Kanseri ve Yeşil Çay

Yeşil çayda bulunan Catechin isimli maddenin prostat kanser hücrelerini öldürdüğü ve kanser hücrelerinin gelişmesini durdurduğu yapılan deneysel çalışmalarda gösterilmiştir. Asyalı toplumlarda prostat kanserinin düşük oranlarda görülmesi yüksek oranda yeşil çay içimine bağlanmaktadır.

Prostat Kanseri ve D-Vitamini

Prostat Kanseri ve D-Vitamini

D vitamini vücutta; diyet yoluyla ve güneş ışığının ciltteki inaktif D vitaminini aktif forma çevirmesiyle elde edilmektedir. D vitaminin prostat kanserindeki etkisi hakkında çeşitli gözlemler ve çalışmalar mevcuttur;

  1. Kuzey Avrupa ülkelerinde daha az güneş ışığına maruz kalınmaktadır ve bu ülkelerde prostat kanserinden ölüm oranları yüksektir.

  2. Prostat kanseri ileri yaşlarda daha sık görülmektedir. Yaşlılarda D vitamini seviyeleri azalmaktadır.

  3. Siyahi ırkta ciltteki Melanin pigmenti ultraviole ışınlarını bloke etmekte ve D vitaminin ciltte aktif forma dönüşmesini engellemektedir. Siyahi ırk dünyada en yüksek oranda prostat kanseri görülme ve ölüm oranlarına sahiptir.

  4. Kalsiyum dan zengin diyetle beslenenlerde kandaki D vitamini seviyesinin azaldığı ve bu kişilerde prostat kanseri riskinin arttığı görülmüştür.

  5. Japonlar balıktan zengin beslendikleri için diyetlerinde bol miktarda D vitamini bulunmaktadır. Japonlarda prostat kanseri görülme oranı oldukça düşüktür.

  6. Yapılan çalışmalarda prostat kanser hücrelerinde D vitamini reseptörü bulunduğu ve D vitamininin prostat kanser hücrelerinin gelişimini durdurduğu, yayılmasını engellediği gösterilmiştir.